Türkiye’nin ilk havaalanı göz göre göre yıkılıyor! İçim acıyor…

Vatandaş, STK’lar ve diğer siyasi partiler “yaptım oldu” iş yapıyorsunuz diyor. Hükümet kanadı ve destekçileri ise “seçilmiş hükümet” diyor. Bir kere seçtiysen ne isterlerse yapabilirler havasına getiriyorlar konuyu. Hatta geçen gün araştırma şirketi sahibi İhsan Aktaş şöyle bir ifade kullandı “AK Parti hükümeti daha önce kamu diplomasisi yoluyla konuyu tartıştırıyor, dinliyor, eleştirilere sonra cevap veriyor. O zaman askeri ve siyasi vesayet odakları vardı, bunu yapması gerekiyordu. Şimdi ise buna ihtiyacı yok, gücü var. Direkt işe koyuluyor, halkın sonra haberi olabiliyor”. Açıkçası bu açıklamayı da, yöntemi de samimiyetten uzak buluyorum. Yapmacık çünkü.

Diyelim ki, tepki veren kişi, grup, kurumlar var. Seslerini çıkarmayacaklar mı? Onların seslerini çıkarmalarını makul görmeyip, “AK Parti’nin yaptığına zaten külliyen karşılar” diyerek uzlaşı çabasını baskı ile dizginlemek 21. yüzyıl demokrasisine ve Türkiyesine yakışıyor mu? Demokrasi demek sadece 4-5 yılda bir seçimlerde oy kullanmak mı? Böyle dar bir görüş ve düşünce olabilir mi?

Altıparmak Millet Bahçesi

Atatürk Havaalanı millet Bahçesi olacakmış! Bursa’daki Atatürk Stadını yaptınız da noldu? Kent kültürünü ve tarihi en kökten etkileyen işlerden biri yapıldı. Sonuç… Bursaspor 1 değil tam 2 küme düştü. En son UEFA ligindeki Valencia maçını izlemiştim o stadyumda. Büyük amcam (Kemal Şipka) 1954-55 sezonunda o stadyumda Türkiye şampiyonu olan takımda 5 numaralı formayı giyiyordu. Bahsettiğim yıl Bursaspor kurulmadan önce dikkatinizi çekerim. Şimdi noldu? Beton oldu!

Çevre ve Şehircilik Bakanı’nın HaberTürk’te katıldığı programı izledim. Şu minvalde bir cümle kurdu “ağaç dikmemize karşılar, Türkiye’yi biz yeşillendirdik”. Bu iddiaya gerçekten inanıyor olabilir veya gerçekten de öyle olabilir. Ama ya aksi durumlar… Bunları görmezden mi geleceğiz.

Bursa’daki tarihi değeri olan Tayakadın, Doğanbey Mahallelerini dümdüz edip yerine dikilen Doğanbey TOKİ’leri için aynı şeyi söyleyebilir miyiz? Her iki kelimeden birinde “ecdad” vurgusu yaparken, doğu-batı-kuzey yollarından Bursa şehir merkezinde gelirken görünen Ulu Camii silüetinin kayboluşunu ne yapacağız?

Teleferik Çevresindeki Çatıların Yeşile Boyanması

2014 yılında Bursa Büyükşehir Belediyesinde Kent Estetiği Şube Müdürlüğünde çalışıyordum. Bursa’nın kent kimliğinin en önemli parçası kırmızı teleferik söküldü, yerine yenisi yapıldı. Yenisine asla karşı değilim. Çocukken az kusup, korkmadım çünkü. Bence farklı bir güzergahta yenisi yapılmalı ve Türkiye’nin ilk teleferiği korunmalıydı. Ayrıca yapım aşamasında belediye sitesinde bir halk oylaması yapılmıştı. Halk oylarında “kırmızı” renk tercih edilmişti ancak sonrasında boyanmadı. Haberi işte burada. Teleferik açılışı yapılacağı zaman belediye yöneticileri ve bürokratlar deneme sürüşlerine katıldı. İnerken, çatıların tuğla değil beyaz tente olduğunu gördüler.

Beyaz tente demek kaçak çatı demek. Teleferik, Teferrüç, Zümrütevler aksında Kaplıkaya’ya kadar tuğla çatı görmek mümkün değildir. Her seçim döneminde, bir kat daha çıkmak üzere hazırlıklar yapılır. Gidip bu binalara baktığınızda her katın farklı bir sıvası, rengi, birleşim noktası olduğu görülür. Belediye ve yöneticileri tabi ki bu durumun farkındaydı. Ama kaçak yapılaşma ile mücadele edilmedi. Zaten “imar barışı” denen şey oldu sonradan. Şimdi hepsi yasal gelmiştir! Gelmese 1-2 yıl sonra yine seçim var, bir şey olmaz nasılsa.

Ne yaptık dersiniz? Çatıları yeşile boyadık! Uludağ’dan inenler yeşilin bütünlüğünü çatılarda hissetsin diye. İhalesinin nasıl yapıldığına, yapılıp yapılmadığına, kime verildiğine girmiyorum. Ama bakarsanız görürsünüz, her yapılan ihalenin yeşil renk tonu da farklı. Geçen gün yeni teleferik ile Uludağ’a çıktık. İniş esnasında yakından baktım Teferrüç yakınlarındaki çatılara. O boyalar atmaya başlamış. Harcanan paralar?

Yıkmadan Önce Toplumda Uzlaşı Şart

İstişare işte bunun için önemli. O gün, çalışanlar ve müdürler defalarca söylememize rağmen kendimizi dinletemedik. Çünkü biz çalışandık, muktedir olanlar onlardı. N’oldu şimdi? Televizyonlarda çıkıp çıkıp “yeşili seviyoruz, ihya ediyoruz, en iyisini biz yapıyoruz” denmesini hayretle izliyorum. Demokrasi demek uzlaşı demektir. Demokrasilerde kimsenin istediği olmaz, herkes için makul zemin aranır. Hangi görüş veya siyasi partiden olursa olsun ağaç dikilmesine karşı olabilecek kimsenin olabileceğini düşünmüyorum. Ama ağaç nereye, nasıl ve hangi şartlarda dikilecek bu tartışılır. Türkiye’nin ilk havaalanının ve 2 milyar dolarlık yatırımın yıkılmasını doğru bulmuyorum. Alınan her kararın ve yapılan her yorumun altında siyasi bir ideoloji aranmasını da yer buluyorum.

Atatürk Havalimanı Pistleri Yıkılıyor

yorum